Bir annenin oğlu için feryadı: Gözümün önünde eriyor

“Oğlum son üç yıldır met kullanıyor. Değil bana zarar vermeye, zarar verilmesine bile tahammülü olmayan oğlum hem kendisine hem de bana zarar veriyor. Ben anneyim ve bir annenin çaresizce evladının eridiğini görmesinden daha büyük ıstırap olamaz…” cümleleri, titreyen bacakları, dinmeyen gözyaşları destek istemeye gelen annenin ne denli çıkmazda olduğunu anlatmaya yetiyordu.

SEVGİ YERİNE UYUŞTURUCUYA SARILDI

O.G. (21) farklı kullanımlar ile o gencecik beynini uyuşturmaya başlamış uzun süre önce ama beden ve beyin farklı etkiler yakalamak, daha fazlasını hissetmek istediği için farklı kullanımlar içerisinde bulunmuş bir genç. Belli ki bambaşka fırtınalar ortasında kalmış, sevgi, aile, güç kavramlarının yerini başka kelimeler ve anlamlarla doldurmuş genç bir adam. İki kez çeşitli nedenlerle ertelenen görüşme programlarımızın ardından bir araya getirilişimizde anladım maddenin ihtiyaç değil kişisel zorunluluk haline getirilmiş bir yol olduğunu onun için…

Kullanmıyormuş önceleri, taşımacılığını yapmaya, “ne kadar kişi alıştırırsan o kadar kazanırsın” teşvikine kayıtsız kalamamış, hatta bir süre sonra içinde bulunduğu ortama kullanarak da uyum sağlamayı başlaması ile her şey kontrolsüz kontrolden çıkmaya başlıyor. Yaşamının bağlı olduğu pamuk ipliğinde amaçsızca yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Tek bir amacı var; annesine yardım edebilmek… Büyük bir takıntı haline gelen ve yaşamında yaptığı hatalara dair bir gerekçe olarak görüyor annesini… Elbette altında derin bir durum olduğu anlamak güç değildi ama zor olan anlatmasını, dışa vurmasını sağlamaktı.

“8 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUM ‘KURTAR KENDİNİ, ÖLDÜRECEKLER SENİ’ DEDİ”

“Çok küçüktü O.G. 8 yaşlarında falan. Babasının beni tartakladığına çoğu zaman şahit olmuştu. Çok dayak yemiştim ama çocuklarım vardı, gidecek bir yerim de yoktu. Hep farklı iftiralarla doldururdu eşimi kayınpederim. Yine bir gün çok yara almıştım eşimden ve babasından. İkisi bir ciddi zarar vermişlerdi bana. Onlar bahçeye çıkar çıkmaz küçük oğlum geldi yanıma koşarak. “Anne al bunları git kendini kurtar, öldürecekler seni diye ağlaması, avcumun içine sünnetinde ona takılan kırmızı kurdeleleri duran küçük altınlarını bırakması gözümün önünden hiç gitmiyor” annenin hıçkırarak ağlaması zihnimde tamamlamıştı cümleyi. Kayınpederim eşime “öldür ben sana içerde bakarım, temizle namusunu” cümlesini duyduğunu düşünüyorum evladımın titreyen avuçları ve gözlerine baktığımda.

Her şeyi duymuş ve yaşamıştı, yaşına göre çok büyük bir bu travmaya şahit olmuş, zihninde hep “annemi kurtarmalıyım” olgusunu barındıran, yaşadığı sıkıntılar sebebiyle okulunu tamamlayamamış ve yanlış arkadaş ortamlarında, doğru olduğunu düşündüğü bir yaşam tarzına girmiş küçük bir erkek çocuğu aslında… Kazandığı paraları hep getirip annesine bırakan, annesinin yaşadığı zulümden dolayı bir nevi kendisini sorumlu tutan bir genç…

Anne çok zor da olsa boşanıyor babasından, ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor, çalışmaya evlatlarını toparlamaya dair büyük çaba sarf ediyor lakin düşündüğü kadar kolay olmuyor hiçbir şey. Evlatlarının darmadağın oluşu ve en önemlisi de oğlunun içinde bulunduğu girdap yaşadığı her şeyden daha fazla yıpratıyor onu. Tedavinin ‘gönüllülük esasını” gerektirmesi sebebiyle O.G.’nin tedaviye isteklilik halini geliştirilmesi gerekmekteydi. Büyük çabalar sonundaki – anne ve oğlunun bir araya gelmesinin sağlandığı seansların ardından- imkansızı başarmıştık. O.G.’nin annesinin güvende olduğunun bilgisine hatta daha da önemlisi buna kendisinin ikna olmasına ihtiyacı vardı.

Bağımlılık tedavisi, depresyon, anksiyete, strese bağlı hastalıkların hepsinin başladığı ve bittiği yer ‘beyin’dir aslında. İçimize attığımız, aklımızın görünmeyen yerlerine süpürdüğümüz karşılaşmak istemediğimiz travmalar, duygusal yaralanmalar kontrollü olarak dışa vurulmadığı, saklandığı taktirde birçok rahatsızlığın zeminini hazırlarlar. Çoğumuzun gizli gizli yaptığı eylemlerden birisi olan ağlamak, duygusal sıkışıklığın, rahatlamanın en önemli yollarından birisidir. Sıkıntılarımızın kademeli olarak yaklaşılıp çözülmesi, yüzleşilmesi, biriktirilmemesi psikolojik ve fizyolojik olarak hastalanmamızın önüne geçecek en önemli aşamalardan birisidir.

Dr. Burcu Bostancıoğlu

Related Posts

Fenerbahçe’de derbi planı hazır… İsmail Yüksek sürprizi

Milli araya farklı Alanyaspor galibiyetiyle girip ligde çıkışını sürdüren Fenerbahçe ‘de gözler artık tamamen Beşiktaş maçına çevrildi. Pazar …

Jüpiter, 59 yıl sonra Dünya’dan çıplak gözle yine görülebilecek

Güneş Sistemi’nin gaz devi gezegeni Jüpiter, Dünya’ya en yakın pozisyonuna bugün gelecek. Bu anları izlemek isteyenlerin tekleskopa gereksinimi …

Ulusal Ekip, Faroe Adaları’na 2-1 mağlup oldu

A Ulusal Futbol Grubu, UEFA Uluslar C Ligi 1. Küme’deki son maçında, deplasmanda Faroe Adaları’yla karşılaştı. Başkent Torshavn’daki Torsvollur …

Askeri Casusluk Davası kumpasında beraat eden Karslıoğlu’na 2 bin TL tazminat

Emekli Kıdemli Albay Tamer Karslıoğlu, Askeri Casusluk Davası kumpasında 25 Ekim 2010’da gözaltına alındı ve 14 Mart 2012’de TSK ile ilişiği …

485 personelle Eren Abluka-38 Operasyonu başlatıldı

PKK terör örgütünü ülke gündeminden çıkarmak ve bölgede barındığı değerlendirilen teröristleri etkisiz hale getirmek maksadıyla, Elazığ ilinde …

Avrupa Konseyi’nden Kuzey Kıbrıs’la ilgili kritik karar

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, bugün Strasbourg’da açıkladığı bir kararla, Kıbrıslı Rumlar tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.